26 Ağustos 2012 Pazar

Farklı Yaş Dönemlerindeki Çocukların Hastalık ve Hastanede Yatmaya Tepkileri ve Tepkileri Azaltmada Hemşirenin Rolü


Yenidoğan döneminde hastanede yatma, bebek-anne ilişkisinin erken dönemde kesintiye uğramasına neden olur. 
Yenidoğanda hastaneye yatış gerektiğinde, yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırılır. 
Yenidoğan yoğun bakım ünitesi, çocuklarını kaybetme korkusu yaşayan ebeveynler için ek bir anksiyete yaratır.Ebeveynler bebekleri ile daha az temas halindedirler. 
Yenidoğanın durumuna bağlı olarak ventilatör desteği ya da diğer teknolojik girişimler, ebeveynlerin bebeğe bağlanma süreçlerini olumsuz yönde etkileyebilir. 
Bağlanma sürecindeki yetersizliklerin bebek üzerinde yaşam boyu devam edebilecek olumsuz etkileri nedeniyle hemşire ebeveynleri, bebeklerini olabildiğince sık görmeleri için desteklemeli, bebekleri ile fiziksel temas kurmalarına yardım etmelidir.
Bebeklerine nasıl dokunacaklarını, kucağa alacaklarını, nasıl besleyeceklerini ve nasıl uyaran vereceklerini göstermelidir. Yapılan tüm işlemleri açıklamalıdır. 
   0-1 Yaş (Süt Çocukluğu Dönemi)
Bebeklik döneminde hastaneye yatma, özellikle ebeveynler bebeğin yanında değillerse, travmatik bir deneyimdir. 
Ağrılı işlemler, ekstremitelerin immobilizasyonu, uyku ve beslenme örüntülerinin bozulması ve rutinlerinin aksaması, bebek için önemli stresörlerdir.
Bebek için rutinlerin kesintiye uğraması, temel güven duygusunun gelişimini zedeleyen bir durumdur.
En önemli stresör ise ebeveynlerinden ayrılma ve ayrılık anksiyetesidir. 
6-18. aylar arasında ise, ayrılık anksiyetesine ek olarak yabancı anksiyetesi yaşanır. 
Bebekler, ebeveynlerinin anksiyetesinden de etkilenirler. 
Ebeveynlere çocuğun hastalığı ve yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek anksiyeteleri azaltılmalı, işlemler sırasında eğer isterlerse çocuğun yanında kalmalarına izin verilmelidir. 
Bebekte temel güven duygusunun gelişmesinde, alışık olduğu rutinlerinin sürdürülmesi çok önem taşır. 
Bu nedenle bebek hastaneye yattığı zaman alışık olduğu günlük rutinleri (örneğin beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni vb) öğrenilmeli ve hastanede yattığı sürece rutinleri ev ortamındakine benzer şekilde sürdürülmelidir. 
Güven duygusunun gelişmesine katkıda bulunan bir diğer faktör ise, ‘’primer hemşirelik’’ tir.???? 
Hastanede bebeğin yanına tanıdığı, bildiği bir oyuncağının getirilmesi sağlanmalıdır. Yeni oyuncak alınmasının bebek için bir anlamı yoktur.!!!!!
Evinden tanıdığı bir oyuncağı getirilemiyorsa anneyi hatırlatan bir objenin (örneğin annenin eşarbı) yanında bırakılması yararlı olacaktır. 
Bebekler kendilerine yapılacak olan işlemleri anlayamayacakları için işlem öncesi hazırlık gerekli değildir. 
İşlemler sırasında bebeğe bakım veren kişi, yumuşak bir ses tonu ile konuşarak, bebeğe dokunarak onu rahatlatabilir.
Ağrılı işlemlerden sonra emzik verilebilir ve kucağa alınarak sakinleştirilir. 
1-3 Yaş (Oyun Çocukluğu Dönemi)
Otonomi, 1-3 yaş dönemindeki çocuğun gelişimsel bir özelliğidir ve aktivitelerinin kısıtlanması tehdit edici olarak algılanır. 
Bu dönemdeki çocuk meraklı, atak ve hareketlidir. Hareket eden ya da ses çıkaran her şeyin (aspiratör, monitör gibi) canlı olduğunu düşünür ve korkuları yoğundur.  
Ebeveynlerden ayrılma majör bir stresördür ve ayrılık anksiyetesinin yaşanmasına neden olur.
Ayrılık Anksiyetesi 
Ayrılık anksiyetesi en yoğun 7. ay ile 3 yaş arasında yaşanır. Çocuk, primer bakım veren kişiden ayrılınca  tepki verir. 
Ayrılık anksiyetesinin 3 evresi vardır; 
Protesto: Çocuk primer bakım veren kişi ayrıldığı zaman yüksek sesle ve öfkeyle saatlerce ağlar. Diğer erişkinlerin onu rahatlatma çabalarına direnç gösterebilir. Çocuğun bu evreyi yaşamasına izin verilmeli, öfkesini yöneltebileceği aktivitelere yöneltilmelidir. Aile fotoğrafları ya da evdeki oyuncaklarının yanında bulunması, güven duymasını ve rahatlamasını sağlar.
Ümitsizlik: Ebeveynler gelmeyince çocuk ümidini kaybeder ve kayıp nedeniyle yas tutar. Daha az aktiftir ve kederlidir. Bu evrede primer hemşirenin çocuğa güven vermesi önem taşır. Ailenin sık sık ziyarete gelmesi ve bakıma katılması sağlanmalıdır. Ümitsizlik evresi devam ederse depresyon gelişebilir.
İnkar ve Kopma: Ayrılık anksiyetesinin son evresinde çocuk çevresi ile tekrar ilgilenmeye başlar. Ebeveynler ziyarete geldiğinde çocuk onların varlığını reddeder ve yakınlık göstermez. Tekrar incinmek istemediği için sevgisini göstermeye cesaret edemez. Onları sever, hatırlar ancak tekrar terk edilme korkusu yaşar. Bunun aileye açıklanması gerekir. Güven duygusu geliştirilemezse, çocuk sonraki yaşamında yakın ilişki kurmakta güçlük çekebilir. 
Ayrılık Anksiyetesini Azaltmak İçin:
Aile isterse bakıma katılmalıdır.
Çocuğa karşı dürüst olunmalıdır. Örn: Anne geleceğini söylediği zaman gelmelidir. Uykuda bırakıp gidilmemelidir ve anne giderken primer hemşire çocuğun yanında olmalıdır.
Çocuğa rutinleriyle ebeveynlerin geliş-gidiş saatleri anlatılmalıdır (örn: kahvaltıdan sonra, uykudan sonra gibi).
Çocuk oyuna yönlendirilmelidir. 
1-3 yaş dönemindeki çocuklar için günlük rutinlerinin aksaması da stres yaratır. Alışkanlıkları sürdürüldüğünde kendini güvende hisseder. Çocuğun alışkanlıklarının öğrenilmesi ve hastanede yatma sürecinde olabildiğince günlük rutinlerine uyulmasının sağlanmasında çocuğa bakım veren hemşirenin önemli bir rolü vardır.
Hemşire çocuğun uyku, beslenme ya da tuvalet gibi rutinlerinde ebeveynlerin çocuğun yanında olmalarını desteklemelidir.
Bu yaş grubundaki çocuklar, stresli durumu kontrol etmeye çalışırken regresyon ve agresif davranışları bir baş etme yöntemi olarak kullanabilirler. 
Regresyon; çocuğun karşı karşıya bulunduğu stresörlerle baş edebilmek için bir önceki dönemin doyum sağlayıcı davranışlarına geri dönmesidir. Örn: parmak emmesi, tuvalet alışkanlığı kazanmışken tekrar altına yapması.
Aileye çocuğun bu davranışlarının beklenilebilecek davranışlar olduğu ve çocuğun içinde bulunduğu durumla baş etmeye çalıştığını gösterdiği açıklanmalıdır. 
Hastanede yatan 1-3 yaş grubundaki çocuklarda agresif davranışlar da gözlenebilir.
Agresif davranışlarda bulunan çocuğun davranışları nedeniyle cezalandırılmaması ve öfkesini yansıtabileceği aktivitelere yönlendirilmesi gerekir. 
1-3 yaş dönemindeki çocuğun dikkat süresi kısadır.
Zaman kavramı gelişmediği için işlemlerden 10-15 dakika önce hazırlanması gereklidir. 
Aynı anda tek bir kavramı anlayabileceğinden işlemler açıklanırken basit ve tek anlamlı sözcükler kullanılmalıdır. 
Oyuncaklar kullanılarak işlemin nasıl yapılacağı ve neler hissedeceği açıklanmalıdır. 
Kullanılacak aletleri tanıması için, eğer uygunsa bu aletlerle oynamasına izin verilebilir. 
İşlem sırasında otonomisini geliştirmek için seçenekler sunulabilir ( kan basıncının hangi kolundan ölçülmesini istediği gibi). 
İşlem sırasında, eğer isterlerse ebeveynlerin çocuğun yanında olmaları desteklenir. 
   3-6 Yaş (Okul Öncesi Dönem)
Bu dönemde çocuk girişimcidir, meraklıdır, hareketlidir ve bağımsızlığı önemlidir. 
Sihirli ve egosentrik düşündüğü için işlemleri ceza olarak algılayabilir. 
Hastanede yatan okul öncesi dönemdeki çocuk için en önemli stresörler yalnız kalma, terk edilme, karanlık, bedeni ve duyguları üzerindeki kontrolünü kaybetme, vücut bütünlüğünün bozulması korkusudur. 
Hemşirelik bakımı 1-3 yaş dönemindeki gibidir. Hemşire aile ile işbirliği yapmalı ve çocuğun evdeki rutinlerinin hastanede de sürdürülmesini sağlamalıdır. 
Ebeveynler çocuğun ziyaretine sık gelemiyorlarsa, gelemedikleri zamanlarda telefonla aramaları konusunda desteklenmelidirler.
Bu yaş grubundaki çocuklarda da zaman kavramı gelişmediğinden ebeveynlerinin ne zaman hastaneye gelecekleri açıklanırken çocuğun aktivitelerinden (örneğin yemekten sonra) yararlanılmalıdır.
3-6 yaş grubundaki çocuklar hastanede yatma yaşantısı ile baş etmede regresyon, agresyon, içe dönme gibi savunma mekanizmalarını kullanırlar. 
Bir önceki yaş döneminde olduğu gibi ayrılık anksiyetesi yaşayabilirler, ama protesto evresinde genellikle daha az agresiftirler. 
Duygularını oyun aracılığı ile ifade etmeleri desteklenmelidir.
İşlemlere hazırlanırken anlayabilecekleri bir dille basit açıklamalar yapılmalıdır, zaman kavramlarının gelişmediği göz önünde bulundurularak bu açıklamalar işlemden 10-15 dakika önce yapılmalıdır. 
3-6 yaş grubundaki çocukların beden bütünlüğünün bozulması korkuları belirgindir. İşlemler açıklanırken kesme, delme, koparma gibi sözcüklerin kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Anestezi farklı anlam yaratıp, korkutabileceğinden özel bir uyku şeklinde açıklanabilir.
6-12 Yaş (Okul Çocukluğu Dönemi)
Bu yaş döneminde başarı, cesaret, gizlilik, bağımsızlık ve arkadaş grupları önem taşır.
Hasta olan ve hastanede yatan okul çocukları için beden fonksiyonları ile ilgili kontrolün kaybı, mahremiyete özen gösterilmemesi, ağrı, yaralanma, ölüm, arkadaşlarından ve ebeveynlerinden ayrılma kaygıya neden olur.
Hastalık ve hastanede yatma, çocuğu arkadaş grubundan ayırır ve çocuğun yakın çevresinden ayrılma anksiyetesi duymasına neden olur.
Hastanede yattıkları süre içinde arkadaşlarıyla görüşmeleri ya da telefonlaşmaları arkadaşlarından ayrılma kaygısının azalmasına yardım edecektir. 
6-12 yaş grubu çocuklarda hastanede yatma, kontrol kaybı ve bağımlılık duygularına neden olabilir. 
Buna bağlı olarak bazılarında içe kapanma ve pasif bir şekilde her şeye boyun eğme, bazılarında ise agresif davranışlar görülebilir. 
Çocuğun bakımına katılmasının sağlanması ve seçim şansı verilmesi otonomi duygusunun güçlenmesine yardımcı olur.
Okul çocukları, verilen bilgileri okul öncesi çocuğundan daha doğru anlarlar. Açıklamalar sırasında basit tıbbi terminoloji kullanılabilir.
İşlemler vücudunda ya da anatomik resimler üzerinde gösterilebilir. Yanlış algılamaları varsa düzeltilir.
Çocuğa karşı dürüst olunmalıdır.  Örneğin acı veren bir işlem yapılacaksa canının ne kadar yanacağı söylenmelidir.
Başarı duygusu önemli olduğu için işlemler sırasında uyumlu davranışlarının ödüllendirilmesi gerekir, “aferin” gibi. 
Okul çocukları cesur görünmek isterler. Bu nedenle işlemler sırasında korkmadıklarını ve ebeveynlerinin yanlarında kalmasına gerek olmadığını söyleyebilirler. 
Ancak korkularının farkında olunarak işlemler açıklanmalı, ebeveynlerin bakıma katılmaları ve stresli durumlarda çocuğun yanında olmaları desteklenmelidir. 
Özellikle ağrılı işlemlerden sonra hemşire, çocukların sözel ifadelerinin yanı sıra öykü anlattırarak ya da resim yaptırarak strese tepkilerini etkili şekilde değerlendirebilir. 
Bu yaş grubundaki çocuğun dünyasında okulun çok önemli bir yeri vardır. 
Hasta olma ve hastanede yatma nedeniyle okula devam edememesi stres yaratır.
Çocuğun durumu uygunsa hastane okuluna devam etmesi kitap okuması ya da ödevlerini yapması onu rahatlatabilir. 
12- 18 Yaş (Adölesan Dönemi)
Benlik saygısı, beden imgesi, bağımsızlık, akran grubuna ait olma, gizlilik  ve  cinsellik bu yaş grubu için önemli olan kavramlardır.
Kontrol kaybı ve yabancı bir ortamda bulunma adölesanın kaygı duymasına neden olur.
Hastanede yatma ebeveynlere bağımlılığı artırabileceği için çaresizlik ve öfke yaşamalarına yol açar. 
Hemşire adölesanın mahremiyetine özen göstererek ve bağımsızlık isteğine saygı duyarak  güven verici bir ilişki kurabilir ve hastanede yatma yaşantısı ile baş etmesine yardım edebilir. 
Fonksiyon kaybı ve fiziksel görünümündeki değişiklikler adölesan için son derece travmatize edicidir. 
Bu değişiklikler beden imgesinin bozulmasına ve akran grubu tarafından reddedilme korkusunun oluşmasına neden olabilir.
Hemşire adölesanın korkularının ve anksiyetesinin farkında olmalıdır.Hastalık ya da ameliyat ve diğer tedaviler nedeniyle vücudunda meydana gelebilecek fiziksel değişiklikleri anlamasına yardım etmelidir.
Adölesanın benzer fiziksel değişiklikleri olan ve hastalığına iyi uyum sağlamış diğer hastalar ile tanıştırılması durumu ile baş etmesini kolaylaştırabilir. 
Akran grubunun adölesanın yaşamındaki etkisi büyüktür. Arkadaşlarının ziyaretlerine izin verilmesi adölesanların sosyal etkileşimlerini sürdürmelerini ve gereksinim duydukları desteği almalarını sağlar. 
Hastane ortamında da akran grupları oluşturulur. 
Adölesanlar hastanede yatma stresi ile baş etmek için erişkinlerin kullandığı başetme yöntemlerini kullanabilirler (içe kapanma, inkar, karşıt tepki verme v.b.)
Örn: agresif ve küçümseyici davranan adölesan aslında çok korkuyor olabilir (karşıt tepki verme). 
Hemşirenin bu dönemde adölesanın tepkilerine ve gereksinimlerine duyarlı olması gerekir. 
Adölesanın bağımsızlığını kaybetme korkusunu azaltmak için;
 bakımın planlanmasında yer alması, 
duygularını ifade etmesinin sağlanması,
yapılacak olan her işlemin açıklanması ve 
seçenekler sunulması gereklidir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder